İşte bakkalı bitiren marketçiyi bekleyen akıbet

Türkiye'de perakende sektörünün başlangıç tarihi olarak Carrefour'un İçerenköy'deki ilk mağazasının açılışını milat olarak alabiliriz.

İşte bakkalı bitiren marketçiyi bekleyen akıbet
Bu tarihten itibaren pazar bir anda hızla değişmeye başladı. Kimse ilk başta ne olup bittiğini tam olarak anlayamadı. Değişim devrime dönüştü ve bakkallar biner biner kapanmaya başladı. Nielsen rakamlarına göre 1996 yılında 164.366 olan bakkal sayısı 2001 yılında 128.580'e, 2002'de 122.342'ye 2008'de 113.295'e ve 2012'ye geldiğimizde de yüz binlerin altına indi. Mahalle aralarına kadar giren organize indirim mağazaları bakkalların ölümünü daha da hızlandırırken aynı zamanda işsizlik ordusunda yeni bireylere de yer açtı. Organize perakendecilerin girdiği her caddeden onlarca bakkal cenazesi çıktı. Şimdi mahallemizin bakkal amcası da pazarımızın Ayşe teyzesi de yoklar artık...

PWC tarafından hazırlanan World 2050 raporunda Türkiye'nin de yer aldığı gelişmekte olan 7 ülke E7'nin 2020'ye kadar ekonomik büyüklük olarak G7'yi geçeceği öngörülüyor. G7 ile E7 ülkeleri arasındaki farkın bu yıl yüzde 35 azalacağı tahmin ediliyor. Perakende sektörü bu farkın azalıp artmasında temel belirleyicilerden biri konumunda. Sektörün cirosu 1998'de 23, 2003'te 128, 2008'de 329, 2009'da 317 milyar liralık büyüklüğe ulaştı. Pazarın 2013 yılı cirosunun GSYH artışına paralel olarak 448 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Planet retail raporuna göre Türkiye'de 2013 yılı tüketim harcamaları toplamının 950 milyar TL'ye ulaşması öngörülüyor.

İçinde yaşadığımız çağa ekonomik bir tanım gerekirse bu isim “bereketsizlik çağı'' olurdu. Çoğu perakendeci ciro olarak büyürken aşırı rekabet ve pazar şartları gereği pazarı sübvanse ederek ayakta durma mücadelesi vermeye başladı. Bütün bu olumsuzluklara ilave olarak güçlü sermaye yapısı, daha nitelikli insan kaynağı, sağlam teknolojik altyapısı ve ekonomik gücün verdiği daha elverişli satın alma şartları elde eden küresel rakipleri ile de baş etmek zorunda kalan ulusal/yerel tedarikçi ve perakendeciler için hayat bundan sonra daha zor ve çetin geçecektir. Yakında piyasaya çıkacak olan “Silahsız Küresel İmparatorluk: Ticaret ve Perakende'' isimli kitapta ticaret ve perakendenin dünya üzerindeki evveliyatı ve ahirini araştırdım. Global ekonomik kaos çok uluslu sermayeye yeni mekan ararken soluklandığı duraklardan biri de Türkiye oldu. Türkiye güçlü yabancı sermaye için iyi bir ev sahibi, kendi çocuklarını da onlar karşısında korumasız bırakınca, misafirler ev sahibi, evin çocukları da kendi evlerinin misafiri olmaya başladılar... Türkiye'de faaliyette bulunan küresel oyuncuların hiçbiri kendi evlerinde geçerli olan kuralların Türkiye'de de geçerli olmasını istemediler. Onlar istemediği için de perakende piyasalarının düzenlenmesine ilişkin taslak bugüne kadar 50 kez değişmesine rağmen gündeme alınmayı başaramadı. Yerel zincirler de kendi sorunlarına uzun süre seyirci kalınca birçoğu için yaşam şartları gittikçe ağırlaştı.

Türk perakendesinin tek çıkış yolu var
Türkiye'de bugün yaşanan süreç AB ülkelerinde bundan çeyrek asır önce yaşandı. Büyük markaların korkusuz ve küstahça saldırılarına karşı küçükler çıkış yolu arıyordu. Çareyi birbirlerine sarılmakta buldular. Yani “Ortaklığın Gücü''nde Avrupa'da küresel markalara karşı birleşen küçük, bağımsız yerel zincirler kendi aralarında birleşerek hem tedarikçilere hem de küresel markalara karşı varoluş savaşı ile ‘biz de varız’ dediler. Peki nasıl kazandılar? Güç birliği ve kurumsal ortaklık yaparak. İşte örnek bir model: European Marketing Distribution'ın (EMD) temelleri 1989'da atıldı. Avusturya, Almanya, Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya ve Hollanda'daki yerel marketlerin çoğu bu organizasyona dahil oldular. 1992'de Danimarka, Britanya ve İrlanda, 1995'te Norveç, İsveç 1997'de Fransa'nın güçlü ulusal markası Grubue Leclerc satın alma faaliyetlerini EMD'ye emanet etti. 2001'de Super Gros (Danimarka), Tuko Logistcs (Finlandiya), 2006'da Superunie (Hollanda) 2008'de de birleşmiş üye olarak Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bosna'nın oluşturdukları Mercator grubunu bünyesine dahil etti. 2010 yılında Fransız Casino grubu EMD çatısı altına girdi. AB ülkelerinin çoğu yasal düzenlemelere ilave olarak perakendecilerin kendi aralarındaki işbirliği ile yerel zincirlerini koruma altına almayı başardı. Böylece AB ülkelerinde kurulan bu ortaklık bir anda yerel zincirleri pazarın hakimi kıldı. AB'nin perakende cirosunda EMD 126 milyar Euro cirosu ile birinci, yine kendisi gibi bir organizasyon olan AMS 114 milyar Euro ile ikinci, Coopernic 103 milyar Euro ile üçüncü sırada yer alıyor, dünyanın ikinci büyük perakende zinciri olan Carrefour bu sıralamada 86 milyar Euro ile dördüncü sırada. Körfez sermayesi ile evlilik ve satış süreci elektronik ve gıda ile devam edecektir. Bu süreçte yerel perakendeciler bugünü ve geleceği öngöremezlerse, bakkallar ile aynı kaderi paylaşmak zorunda kalacaklardır.
zaman.com.tr

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner50

banner52