Gidavitrini.com.tr - Güvenli gıda, tarım ve güncel gıda haberleri

Su girmeyen eve doktor girer!

Sağlık

Günlük yaşamda su tüketimi ne kadar önemli? Bilgisayar obeziteye davetiye mi çıkarıyor? Akşam yemeği hangi saatte yenmelidir?

Arkadaşlarınız şişman mı? Depresif misiniz? Genelde kalabalık sofralarda mı yemek yiyorsunuz? Aman dikkat! O zaman kilo almaya yatkınsınız demektir... Kilo aldıran görünmez tuzakları Diyetisyen Sema Mamak açıklıyor
Geç yatmak yağlanma nedeni!
Günün erken saatlerinde hızlı olan metabolizma, günün sonuna doğru yavaşlamaya yüz tutar. Metabolizma hızı azalınca, yaşamsal faaliyetlerin devamı için kullanılan enerji de düşer. Gece geç saatlere kadar ayakta kalan bireyler için bir şeyler atıştırma isteği kaçınılmaz olacaktır. Eh, geç saatte tüketilen besinlerin sindirimi daha yavaş, içerdikleri enerjinin kullanım miktarı da çok azdır. Özellikle karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek olan besinlerin tüketiminden alınan enerji, kilo artışını tetikler. “Geç saatlere kadar çalışıyorum, uyanık kalmalıyım, açlığımı nasıl bastırabilirim?” diye soranların izleyeceği en doğru yol, en geç 20:00 gibi akşam öğününü tüketmektir. Böylelikle geç saatlerde oluşacak açlık duygusu bastırılacaktır. Buna rağmen açlık dayanılmaz hal aldıysa, 1-2 porsiyon taze meyve, 1 su bardağı tam yağsız süt ya da yoğurt veya 1 avuç leblebi gibi düşük kalorili ama tok tutan besinler tüketilebilir.

İştah, kalabalığı sever
Belki çok uzun süredir görmediğiniz dostlarınızla bir araya geldiniz, belki sıkça yemekli iş toplantılarına katılıyorsunuz ya da doğum gününde sizin için hazırlanmış sürpriz parti var... Böyle durumlarda bulunduğunuz ortam, başka insanlarla muhatap olmak, sohbet etmek ve birlikte yemek, farkına varmadan kilo almanıza davetiye çıkarır! Nasıl mı? Hem yemek hem de ilginizin başka yerde olması yüzünden tükettiğiniz besin miktarını kontrol edemezsiniz. Lezzetli yemekler, iştah açıcı görüntüleriyle birlikte ortamın enerjisiyle buluşunca, iştahınızın daha çok açılmasına neden olacak ve “yedikçe daha çok yemek” hissi oluşturacaktır. Çünkü zihin o esnada midenizden gelen uyarılara değil, ortamın enerjisine yoğunlaşmıştır. Sık sık kalabalık ortamlarda yemek zorunda kalıyorsanız porsiyonlara dikkat!

Tabak büyüdükçe beden genişler
Yemeğin en önemli detaylarından biri, sofraya oturduğumuzda gözümüzün doymasıdır. Aksi takdirde sizi tatmin etmeyen sofra, buzdolabından masaya eklenecek ekstra besinlerle daha da genişleyecek ve iştah açıcı hale gelecektir. Sonuç; ‘hepsinden tadına bakayım’ kıvamında başlayan küçük lokmalar ardından, tabağa uzanan kaşık-çatal sayısı, dolayısıyla tüketilen porsiyon sayısı artar. Peki sofra düzeni nasıl olmalı? Evet, tek tip beslenmeyi, yani sofradan sadece sebze, sadece et yemeği, sadece salata ya da bir kase çorba tüketip kalkılmasını hiçbir diyetisyen onaylamaz. Dengeli beslenme için gereken temel 5 besin grubunu sofraya koymak en doğrusu. Gözümüzün doyması için en güzel yol; hacmi küçük tabaklar kullanarak çeşidi bol, porsiyonu kontrollü zengin sofralar yaratmaktır.

Düşünmek bile doyuruyor
Toksunuz ve o anda yapacak bir işiniz yok. Sıkıldınız, midenizle birlik olan zihniniz, size oyunlar oynamaya başlıyor. Hayal ettiğiniz güzel bir çikolatalı pasta ya da leziz bir tatlı, o an sizin için dayanılmaz istek haline geliyor. Bu istekle kendinizi en yakın pastanede buluyorsunuz. Yaptığınız ne kadar doğru ve böyle anlarda ne yapmak gerekiyor? Sizi pastaneye sürükleyen midenizin sesini bastırın. Bir porsiyon kuru meyveyi yağsız yoğurtla buluşturup tarçınla renklendirerek kendi tatlınızı yaratabilirsiniz. Zaten pastayı yemek isteyen de siz değildiniz. Zihniniz meşgul olmadığı için pastayı hayal ettiniz ve aslında tok olan mideniz insülin salınımını tetikledi. Böylece pasta yeme isteği dayanılmaz oldu. Bu isteği meyveli yoğurtla bastırıp pasta yemiş kadar tatmin olabilirsiniz. Düşünün ki pasta yediğinizde de durum farklı olmayacaktı. Hatta pastadaki yoğun karbonhidratın neden olacağı ani insülin dalgası, sizi ikinci dilime götürecekti. Zihninizi kontrol etmek, hayal ettiğiniz besinlerin isteğini hafif şekilde geçiştirmek, elinizde. Bazen sadece düşünmek bile yeter!

Bilgisayar obez yapabilir
İçinde bulunduğumuz çağ, hepimizi bilgisayar olmadan iş yapamaz hale getirdi. Maillerimiz, sosyal paylaşım ağları, eğitim için gerekli bilgi kaynakları gibi sebepler bilgisayar kullanımını zorunlu kılıyor. Bu yüzden saatlerce bilgisayar başında oturmak kaçınılmaz oluyor. Ama çok uzun süre oturur pozisyonda kalan vücut, metabolizma hızını en aza çekiyor, hatta ‘tam dinlendirme’ haline getiriyor. Bilgisayar başında tüketilen tüm besinlerin kalorisinin vücut tarafından kullanılan miktarı, yok denecek kadar az. Bu da ne demektir? En masum bildiğimiz besinler bile bilgisayar başında kilo aldırıcı hale gelir. “İşim saatler boyunca bilgisayar başında kalmamı gerektiriyor” diyorsanız ne yapmalısınız? Ekran önünde uzun saatler oturmak zorundaysanız en fazla 40’ar dakikada bir, küçük molalar verin: Yerinizden kalkın, birkaç dakika ayakta bekleyin, bulunduğunuz yerde dolaşın. Böylece kaslarınızı uyararak metabolizmanız aktif halde kalacak, enerji tüketimi devam edecek. Bilgisayar başında da tüketeceğiniz eyler var elbette: Porsiyonu kontrollü, küçük dilimlenmiş meyve, lif oranı yüksek 1-2 porsiyon kuru meyve, bir avuç kadar ceviz, badem, leblebi gibi kuruyemiş, şekersiz bitki çayları ve bol su...

Kilolar fırsat kolluyor
“Yaz geliyor, bikini giymek istiyorum”, “Düğünüm var, incelmeliyim” gibi nedenlerle hırs yapılarak kalorisi çok kısıtlı ve dengesiz besin örüntüsüne sahip diyetlerle kaybedilen kilolar, her zaman geri gelmek için fırsat kollar. Sağlıksız yollarla verdiğimiz 3-5 kilo bile metabolizmamızda ani değişikliklere yol açar, vücudunuz eski haline dönmek için hata yapmanızı bekler. “Zayıfladım, tekrar kilo almam” düşüncesiyle rahatlayıp fazla kaçırdığınız her besin, size kilo olarak geri dönecektir. Bunu önlemek ve kalıcı kilo vermek için bir diyetisyen kontrolünde zayıflamayı tercih etmelisiniz. Size özel hazırlanan yeterli ve dengeli beslenme programıyla hem yaptığınız yanlışları, hem de doğru zayıflamanın püf noktalarını öğrenirsiniz. Böylece kilo verdikten sonra da tek başınıza beslenme düzenine hakim olabilirsiniz.

Su girmeyen eve doktor girer

Yüz, el ve ayakların eklem bölgesinde şişkinlik mi var? Sürekli kabız mısınız? İdrarınızın rengi koyu mu? Demek ki yeterli su tüketmiyorsunuz. Bu da vücudun ödem tutmasına, kabızlığa neden oluyordur. Bu sorunlar kilo artışına zemin hazırlar. Vücudumuzun metabolik yönden dengede kalması ve su tüketmemeye bağlı kilo artışının önüne geçmek için beslenmede nelere dikkat etmek gerekir?

-Günde en az 2.5 litre su tüketin. Özellikle sıcak havada vücudun sıvı kaybı artacağından bu rakam 3.5 litreye çıkabilir. Şekerli, kafeinli, asitli içeceklere paydos!
-Tuz ve tuzlu besinlerin tüketimine dikkat! Hazır yiyecek ve salamura ödemin dostudur.
-Posa içeriği yüksek sebze ve meyvelere beslenmenizde bolca yer verin. Bağırsaklar daha iyi çalışır, kabızlığa bağlı kilo sorunu kalmaz.
-Tansiyon düzensizliği de vücutta su tutulmasına yol açıyor, bilesiniz. Tansiyon sorunu yaşıyorsanız kontrol altında tutun.
Esra Özübek - Elle
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.